GÖK GÜNDEM

gökyüzünden mesajınız var!

Kova Çağı mı?

Kova Çağı’nın eşiğinde durduğumuz bu günlerde eminim adını sıkça duymaya başladık bu çağın. Aydınlanma Çağı, Yeni Çağ, Altın Çağ olarak da isimlendirilen bir döngünün içine girmek üzereyiz.

Elbette böyle geniş bir zaman dilimini kapsayan çağa bir günde girmek mümkün değildir. Bu çok aşamalı bir geçiş sürecidir. Bir gün, bir ay ya da bir yıl değil on yıllar hatta yüz yıllar sürer çağlar arası geçiş.

Durumu kısaca özetlersek; Dünya, dönüş ekseninde Güneş’in ve Ay’ın çekim etkisiyle yalpalar ve tekrar başlangıç noktasına ulaşması bir döngü oluşturur. Bu döngüde burçlar ve ekinoks noktası yer değiştirir. Yaklaşık 26.000 yıllık bu döngü Zodyaktaki 12 burca bölündüğünde yaklaşık 2160 yıllık bir dönemi ifade eder ve bu dönemler burç isimleri ile anılırlar.

Hz. İsa’nın doğumuyla başlayan Balık çağından çıkıp Kova Çağına girmek üzereyiz. Bu yeni çağa giriş ile ilgili farklı yaklaşımlar bulunmaktadır ve çağın başlangıcı ile ilgili bir karar birliğine varılamamıştır. Maya’ların Büyük Takviminin 2012 yılında sona ermesiyle yeni çağın başlayacağını düşünen de vardır, daha öncesinde veya çok daha sonrasında başlayacağını düşünen de…

İçinde bulunduğumuz döneme Kova Çağı demek için henüz erken belki ancak hava elementinde bir araya gelen Satürn ve Jüpiter döngüsü ile elbette ‘Hava Çağı’ başladı diyebiliriz.

Astrolojik olarak Kova burcundaki Jenerasyon Gezegenlerinin hareketleri incelendiğinde;

o 1995 – 1996 yıllarında Uranüs Kova burcuna geçmiştir.
o 1998 yılında Neptün Kova burcuna geçmiştir.
o 2009 yılında Neptün, Chiron, Jüpiter kavuşumu Kova burcunda gerçekleşmiştir.

Bu döngülerle Kova etkileri
görülmeye başlanmış ve yeni bir farkındalık oluşmaya başlamıştır.
20 yılda bir kavuşum yapan Jüpiter ve Satürn’ün hava burçlarındaki 200 yıllık döngüsü 21 Aralık 2020’de Kova burcunun 0 derecesinde kavuşumu ile başlamış oldu.

Peki bu kavuşumda bizleri neler bekliyor?

Kova burcu değişim, aydınlanma, gerçeğin açığa çıkması, ilerleme, eşitlik, özgürleşme demektir.

Kova burcu hümanist, kendini insanlığa adayan, akılcı, reformist, entelektüel, özgürlükçü olmak, kolektifin aydınlanması için mücadele etmek, toplumun iyiliğini düşünmektir. Arkadaşlığı, kardeşliği, barışı, birlik olmayı, bütünleşmeyi ifade ediyor Kova. Ayrıca uzay, bilim, keşif, teknoloji, astronomi, astroloji konuları da Kova ile ilgilidir.

Yüzyıllar sonra hava elementinde gerçekleşecek olan Jüpiter Satürn kavuşumu, insanlık olarak büyük değişim yaşayacağımızı, Aydınlanma çağının etkilerini çok daha fazla görmeye başlayacağımızı söylüyor bizlere.

Bu etkiyle hümanizm, insan hakları, eşitlik kavramları vurgulanacak. İnsanlar örgütlenecek ve özellikle gençler gelecekleri için politikayla daha iç içe olacaklardır. Hak arayışları, eylemler, ayaklanmalar, özgürlük ve eşitlik arayışı ve kaynaklardan eşit yararlanabilmek için protestolar artacak ve belki de dünyada devrimlere şahit olacağız.

Yine Kova burcunun etkisiyle daha sosyalist bir dünya, ekonomik sistemlerde değişim-dönüşüm, yeni enerji kaynakları, yeni bir felsefi düşünce veya inanç şekli ortaya çıkabilir. Topraksız tarım gibi kavramlarla daha sık karşılaşacağız. Hava elementinin etkisiyle yaşanacak hava olayları iklim krizini önemsenmeyecek seviyelere taşıyabilir.

Ve elbette yeni bilimsel gelişmeler, yeni keşifler, uzay bilimi, yeni enerji kaynakları, teknolojik yenilikler konusunda tahmin bile edemeyeceğimiz gelişmelerle karşılaşacağız. Belki de bilim kurgu filmlerinde izlediğimiz sahnelerle karşılaşacağız. Vücutlarını teknoloji ile birleştiren “cyborg” insanların çağını da başlatabilir bu dönem. Kayıt yapabilen gözler, telefon olarak kullanılan parmaklar şuanda bize çok uçuk gibi görünse de insan bedeninin performansını arttırmak için teknoloji kullanılabilir.


21 Aralık kavuşumundan sonra yaşayacağımız ön izleme sahnesi, 2024 yılında Plüton’un Kova burcuna geçişiyle daha uzun fragman sunacak bize ve Kova Çağının özeti niteliği taşıyacak önümüzdeki 20 yıl.


Sağlam olmayanı yıkmak, temizlemek, düzeltmek, değiştirmek, dönüştürmek Plüton’un işidir. Plüton devrimleri tetikler, yıkar, güçlendirir, dönüştürür. Doğal afetler, kitlesel ölümler, suikastlar da Plüton ile ilgilidir. Plüton yıkımın ardından güçlendirilen, dönüştürülen yıkılmayan yeni sistemler inşa edilecektir.




“Yükselmek için düşmek, arınmak için kirlenmek, çıkmak için batmak lazım.”

Nazan Bekiroğlu’nun bu sözleri tam da Plüton’u anlatıyor gibi.



Kaynak: Öner Döşer

GÖK GÜNDEM sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin