Selam.
Bir önceki yazıda size Lilith için birkaç başlangıç sorusu bırakmıştım. Ufak ufak gölge konusuna ısınmak için yumuşak sorular sormak istedim. Ama öncelikle bir bakalım; gölge ne demek?
Gölge, Analitik Psikolojinin kurucusu, Freud’un ex kankitosu Jung’un ortaya atmış olduğu bir kavramdır. Farkında olmadan bastırdığımız, inkar ettiğimiz, bilinç dışında kalan yönlerimizdir gölgelerimiz. Aslında olumsuz ya da tü kaka değildir; ancak biz dış dünyada bu yönlerimizin yansımalarını gördüğümüzde toptan reddeder, dışlar ve belki de nefret ederiz. Bu bahsettiğimiz gölge kavramına dair olan “parçacıklarımız” toplum tarafından da onaylanmayan, başkalarının da “sakın ha bi daha bunun hakkında konuşma” dediği yönleri olabilir. Burası ise kolektif bilince bağlandığımız yerdir, apayrı bir yazı konusu.
Peki bu gölgeleri nasıl fark ederiz? Bu oldukça zordur; çünkü tıpkı birazdan konuşacağımız Lilith gibi karanlığa saklanır, sizin onu fark etmemeniz için çeşitli oyunlar oynarlar. Ama sizi psikoloji terimlerine boğmadan basitçe şöyle açıklayabilirim…
- Geçmişte aynı iş yerinde çalıştığım iki arkadaşımdan bahsedeceğim. Birisi bizden yaşça büyük, iki çocuğu olan ama tanıdığım en enerjik insanlardan biri, adına Minnoş diyelim. Yani yaşına baktığınızda hem fiziksel olarak hem de kafa yapısı olarak söylediği yaşta olduğuna inanmazsınız. Diğeri de yine çocuk sahibi ama ailevi problemlerle boğuşan, biraz memnuniyetsiz biri, o da Kinnoş olsun.
- Aşşırı sıcak bir yaz sabahı Minnoş içeri girdi, iş yerinin girişinde Kinnoş ile kahve içiyorduk. Minnoş, havanın çok sıcak olduğundan, çok yorgun olduğundan, bugünün nasıl geçeceğini bilmediğinden bahsetti ve kendisine kahve almaya gitti. Hemen ardından Kinnoş, “Ayy bu da her şeyden şikayet ediyor, hiçbir şeyden memnun olmuyor, hep olumsuz hep olumsuz!” deyip patronun ona nasıl müdahale ettiğinden, ne kadar çekilmez biri olduğundan dem vurdu. “Akşama bi konuşucam! Bana bu şekilde davranamaz!” bıdı bıdı bıdı şeklinde devam etti konuşma. Bense şaşkın bir şekilde Kinnoş’un kendisiyle olan memnuniyetsizliğini izliyor, anlattıklarını takip etmeye çalışıyordum.
Bu noktada Kinnoş’un gölgesini yansıtmasına şahit olmuştum, ama o, bu durumdan bihaber patrona sövüyor, hayatındaki her detayı bir şikayet listesi gibi sayıyor da sayıyordu…
Gölge kavramını da magazinselimsi bir olayla anlattığımıza göre Lilith’e geçebiliriz.
Önce her zamanki gibi hikayesiyle başlıyoruz ki bu noktaların, göstergelerin ne işe yaradığını hikayeden yola çıkarak hatırlayabilelim.
Bir Adem var, Adem’in eşi olarak bildiğimiz bir de Havva var, değil mi? Hikayenin daha da gerisine gidiyoruz bu noktada. Adem’le birlikte aynı anda, aynı topraktan yaratılan bir kadın var; Lilith. Tanrı’nın yarattığı, eril ve dişil prensibi temsil eden iki kişi. Başlarda hiçbir problem yokken Lilith sonradan arıza çıkarmaya başlıyor, nedeni de eşit oldukları halde Adem’in daha üstünmüş gibi davranması. Ona hem istediği ilgiyi, sevgiyi, şefkati vermiyor, hem de her konuda itaat etmesini bekliyor. Lilith’in temsil ettiği dişilik ve cinsellik konuları aslında buradan geliyor. Gölge konusuna bağlamamız gerekirse; toplumda tabu olan cinsellik ve haz konuları burada, Lilith Adem’den kendisini tatmin etmesini istiyor. Adem yaradılış gereği biraz fazla eril, kadının ona boyun eğmesini bekliyor. Ancak Lilith dediğim dedik, Adem’i reddediyor ve o çatır çatır dünyaya gelen bebeler doğmamaya başlıyor. (Lilith’in doğurganlığı şaka mı)
Lilith bu noktada bir şey yapmalı. Yasakları ve istediğini söke söke almayı temsil eden bu kadın Samael (Şeytan) ile görüşüyor, ona aşık olduğunu ve kaçmak istediğini söylüyor. Tanrı’nın asla zikredilmemesi gereken İbranice ismini 3 kere söyleyerek cennetten kaçıyor ve yeryüzüne yerleşiyor.
Adem Lilith’in gidişiyle perişan olunca, Mikail emrindeki üç melek olan Senoy, Sansenoy ve Semangelof’u alıp Lilith’i ikna etmeye gidiyor ama artık iş işten geçmiş, Lilith Samael ile çocuklar dünyaya getirmiş. Lilith’in geri dönmeyeceğini anlayınca Semangelof onları çocuklarını öldürmekle tehdit ediyor ve dünyada büyük bir savaş başlıyor.
Adem tabii cennette perişan, Adem Lilith’in yokluğunda mahvolmuş. Bu yüzden Tanrı Adem’in kaburgasından alınan bir parça ile Havva’yı yaratıyor. (Bu
Tevrat – Bereşit (Yaradılış) 2:21–22
“Rab Tanrı, Âdem’in üzerine derin bir uyku indirdi; Âdem uyuyunca, kaburgasından birini aldı ve yerine etini kapadı. Rab Tanrı, Âdem’den aldığı kaburgayı bir kadına çevirdi ve onu Âdem’e getirdi.”
Bunu duyup deliye dönen Lilith ise Havva’nın çocuklarını öldürmek için yeminler ediyor; bebeklere, doğum yapmak üzere ya da lohusa kadınlara musallat olan figür olarak anlatılageliyor. Hikayemize göre Lilith’in bebeklere ya da kadınlara saldırmamak için kabul ettiği bazı istisnai durumlar var; üç melek Senoy, Sansenoy ve Semangelof’un isimleri bebeklerin başucunda asılı olursa Lilith onlara zarar vermeyecek.
Farklı kültürlerde benzer temalarda, lohusalara ve bebeklere musallat olan, dişiliği bastırılmış ve cinselliği nedeniyle cezalandırılmış kadın figürler görüyoruz.
| Kültür | Varlık İsmi |
| Yahudi | Lilith |
| Türk / Orta Asya | Alkarısı / Albastı |
| Antik Yunan | Lamia |
| Roma / Latin | Strix |
| Slav / Balkan | Strzyga / Mare |
| Hint / Güney Asya | Churel / Chudail |
| Malay / Endonezya | Pontianak / Kuntilanak |
| Yunan Ortodoks | Gello |
| İskandinav | Mara |
| İnka / Aztek | Cihuateteo |
| Arap Halk İnancı | Ummu’s-Sibyan |
Lilith’i biraz daha hikayenin içine dahil etmek isteyen ezoterik/kurgusal anlatılara göre Lilith yeniden cennete sızıp Adem’le Havva’ya yasak meyveyi yediriyor.
Kuran’da şöyle geçiyor:
Bakara 2:35
“Ve dedik ki: Ey Âdem! Sen ve eşin cennette yerleşin. Dilediğiniz yerden yiyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa zalimlerden olursunuz.”
A’râf 7:20–22
“Derken, şeytan ikisinin de ayıp yerlerini kendilerine göstermek için vesvese verdi. Dedi ki: ‘Rabbiniz size bu ağacı sırf melek olmayasınız veya ebedî kalmayasınız diye yasakladı…’”
“Böylece onları aldatarak ayarttı. Ağacı tadınca edep yerleri kendilerine göründü…”
Tevrat’ın Bereşit/Yaradılış/Tekvin 3. Bölümüne göre de olay şöyle gerçekleşiyor.
Yaratılış 3:1–6
- RAB Tanrı’nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Kadına,
“Tanrı gerçekten, ‘Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin’ dedi mi?” dedi. - Kadın yılana,
“Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz” diye yanıt verdi. - “Ama Tanrı, ‘Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın, yoksa ölürsünüz’ dedi.”
- Yılan,
“Kesinlikle ölmezsiniz” dedi, - “Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.”
- Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve insanı bilgilendirmeye elverişli olduğunu gördü. Meyveden aldı, yedi. Yanında bulunan kocasına da verdi, o da yedi.
Buradan sonrası malum; Adem ve Havva cennetten kovuluyor. Bu da bizi Satürn’den bir sonraki yazıda bahsettiğim Yaradan’a, “evimize” yeniden kavuşma yolculuğumuzun başlangıcına bağlıyor.
Ama öncesinde yazımın en başında bahsettiğim gölge konusu için Lilith, burç ve ev yerleşimlerine göz atacağız. Neydi? Kusursuz kusurluluğumuz için öncelikle gölgelerimize bakmamız gerekiyordu. Şimdi biraz karışık, ama bakıcaz.
Tekrar görüşene dek, gölgelerinizi öpün, sevin.
Notlar: Buradaki anlatımlar ezoterik öğretilerde geçen sembolik Lilith hikayesine dayanır. Aralarda Kuran ve Tevrat’tan alıntılar yaparak hikayeyi destekledim. Ancak bazı noktalara dikkat çekmek isterim.
*Kuran’da Havva ismi direkt olarak geçmiyor. Adem’in eşi, çifti olarak geçiyor.
*Havva’nın, Adem’in kaburga kemiğinden yaratıldığını anlatan ifadeler yine Tevrat’ta yer alıyor. Lilith ismi burada geçmiyor; ancak Yaradılış kitabına baktığımızda Adem’in eşinin yaratılma süreci iki farklı şekilde anlatılmış. Lilith ismi ise Alphabet of Ben Sira isimli bir Yahudi metninde geçiyor.
*Tevrat’taki ilk anlatıya göre önce Adem, sonra eşi yaratılıyor. Yaradılış 2: 21-22’ye göre de Adem uyurken kaburgasından eşi yaratılıyor. İncil’de önce Adem’in sonra Havva’nın yaratıldığı söyleniyor. Kuran’da ise nefs olarak geçiyor; “Sizi bir tek nefisten yarattı; ondan da eşini yarattı…” Klasik yorumcular tarafından nefs-i vâhide Adem, zevcehâ ifadesi ise Havva’ya işaret ediyor.
*Yasak meyvenin ne olduğu hiçbir kitapta geçmiyor. Tevrat’ta “iyiyi kötüyü bilme ağacı” olarak geçiyor, Kuran’da ise “ağaç” olarak ifade ediliyor. İncil’de de bu şekilde geçmemesine rağmen, Batı Hıristiyan geleneğinde, Latince malum kelimesinin elma ve kötülük gibi anlamlar taşımasından dolayı yasak meyvenin elma olduğu şeklinde yorumlanmış.












Bir Cevap Yazın