GÖK GÜNDEM

gökyüzünden mesajınız var!

Yaban Mersinli Gazoz

Sınıfta ufak bir kaos hakimdi. Teneffüs dönüşü, koşuşturmacada kan dolaşımının artmasıyla birlikte hafif kokan sınıfa girdim. “Öğretmeniiiiim! Gazoz döküldü!” Pencere kenarından aşağı doğru akarken mavi izler bırakan gazoza baktım ve iç sesimin ilk tepkisi, “Eyvah!” oldu. Bu, içince dilde sanki Şirinler yutmuşsun gibi mavi iz bırakan gazozdu ve patron görürse yanardık.

“Siz oraya basmayın, geliyorum hemen,” diyerek sınıftan çıktım. Yoğun beyaz sabun kokan ama boykot olmayan markanın ıslak havlusunu aldım. Mavi izleri temizlemem 1,5 saniyemi falan aldı. “İşte bu kadar, bitti bile!” Şimdi yazarken gözlerim doluyor, bir sene önceki ben bunu görse hönküre hönküre ağlardı, birkaç ay önceki ben de öyle ağlamıştı çünkü.

Neden ağlardım? Bunun üzerine bir video görene kadar üstüne düşünmemiştim ama evde dökülen çay-kahve ve hatta su bile beni aşırı sinirlendirir, sınıfta dökülen şeyler aşırı gerer ve nedense çok fazla tetiklerdi. İlk evlendiğimizde keyifli keyifli elmalı kek yapmaya çalışırken bozuk bir yumurta tüm malzememi mahvetmişti ve mutfak tezgahına dayanıp bağıra bağıra ağlamıştım. Eşimin hem biraz gülerek hem de şok içerisinde bana sarılmasını hatırlıyorum. Neden bu kadar ağladığımı asla anlamadı.

Leş gibi kokan yumurta saniyeler içinde tüm hamurumu mahvederken neden bunu önceden fark etmemiştim? Neden başka bir kaba kırmamıştım? Neden dikkatli olmamış da o kahveyi dökmüştüm? Bardağı kırmıştım, Allah kahretmesindi.

Tiktok’ta gezerken bir gün, elindeki bardağı yere boşaltıp, üzerine bardağı yere atan bir kadın izledim. “Ulen! Niye böyle bir şey yaptı bu şimdi?” diye düşünürken açıklamıştı; “Bu görüntü seni tetiklemiş olabilir. Bardağı toplayabilirim, suyu temizleyebilirim. Burası benim alanım, benim evim. Her şey kontrol altında!” Gözlerimi belertirken donakalmıştım o gün, çünkü ben böyle şeylere hep kızardım. Çünkü ben ne zaman bir şey kırıp döksem bana birileri kızardı, özellikle de babam. Hiç, “Canın sağ olsun, senden kıymetli mi?” diye bir şey hatırlamıyorum. Hep, “Dikkat etsene, bir sürü iş çıkardın!”dı. Büyüdüğümde de ben kendime kızmaya başladım ama kendine kızan ben değildim, içimde yer etmiş olan ses, babamın sesiydi ve onlar onun sözleriydi.

Sonraki olay şuydu; eşim yemek masamızın üstündeki örtüye boylu boyunca kahve dökmüştü, ben görünce panikledi. Örtü beyazdı, kahve izi durdukça dağılıyordu. “Dur aşkım, şu peçeteyi altına koyalım, kurusun sonra yıkarız örtüyü” dedim. Ve bitti. Bu kadardı. “Neden dikkat etmedin? Neden döküldü, her yer mahvoldu, şimdi bu nasıl çıkacak?” yoktu. Buna gerek de yoktu. Bu bizim evimizdi ve istersek kahve desenli bir örtümüz olurdu.

Havaların soğumaya başladığı günlerden birinde mutfak halısına bir leğen su döktüm. Belediyenin kontrollü kestiği sulardan dolayı biraz su ayırıyorduk, dikkat etmediğim için kova yamuldu ve her yer su oldu. O akşam eşim eve geldiğinde bunu bir başarı hikayesi gibi anlattım; “Biliyor musun? Yere bi kova su döküldü ve sinir krizine girip ağlamadım.” Sadece havluları alıp ıslaklığı azalttım ve halıyı kurumaya bıraktım. 35. yaşımda su döküldü diye ağlamamak benim başarım oldu. Bir diğer başarım da doktor randevusuna yetişmeye çalışırken durağı kaçırıp hiç bilmediğim bir yerde inmek ve tekrar hastaneye dönmek için otobüs beklerken sinirden ağlamamak oldu.

Sonraki günlerde sınıfa dökülen sular, gazozlar da 2-3 saniye içinde temizlendi (aslında her zamanki gibi), bunlardan da hiç tetiklenmedim.

Tüm bunları neden anlatıyorum ve bu astroloji sayfasıyla ne ilgisi var? Güneş’im Yengeç, ona karşıt bir Satürn Oğlak var. Güneş benim kendimi ortaya koyma şeklim, Satürn ağır bastığında hep ağlayan tarafım. Satürn Oğlak, bir şey kırıp döktüğümde, ayağımı sehpaya çarptığımda, hata yaptığımda bağıran, azarlayan otorite figürüm. Karşıt açı, hem farkındalık hem de ya o ya bu açısı. Ben 35. yaşımda Güneşimi seçerek kendimi merhametle kucaklamayı öğrendim. 2025 için en büyük başarım budur. Yılı kapatırken yazım bu olsun istedim.

Yeni yılın, mercimek tanesi büyüklüğünde farkındalıkların kalbimize galaksiler kadar ferahlık getirdiği bir yıl olmasını dilerim. Sağlık, mutluluk, huzur, gerçekleşen dilekler zaten hep gelir.

GÖK GÜNDEM sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin